
Efendim öncelikle tüm dostlara merhaba.Son postumda yarın görüşmek üzere demiştim ancak,ertesi gün içimden yazmak gelmedi.Esra Öğretmenin vefat haberini aldım,sarsıldım,gencecik,gönlü zengin,sevgi dolu bir bayana yakıştıramadım ölümü.Çok uzakta sandığımız gerçeğin aslında ne kadar da yakınımızda olduğunu anladım ilk kez.Tokat gibi çarptı yüzüme dünyanın en gerçek hissi,en gerçek korkusu.Kimseyle konuşmak,paylaşmak istemedim.Kendi kabuğuma çekilmeliydim.Biraz toparlandıktan sonra,dostların bloglarını ziyaret ettim ve esra öğretmenin anısına çıkacak kevgir dergisinin bu sayısı için tüm blogcu dostlara yapılan çağrıyı gördüm.sevinçle ve tereddütle yazdım maili.yemek konusunda pek başarılı olmadığımdan en basit iki yemeği kestirmiştim gözüme ancak o iki tarif paylaştırılmıştı.zaten ben oldukça da geç kalmıştım.haberi geç almıştım.paylaştırılmamış topu topu iki tarif kalmıştı, birini seçtim.ancak nasıl yapacağımı,altından kalkıp kalkamayacağımı bilmeden atılmıştım bu işe.içimden bir ses esra öğretmenin bana yardım edeceğini söylüyordu.öylede oldu beceriksiz ellerim onun sayesinde işledi.ve ona yakışır bir tarif çıkarıverdi.denediğim tarifi söylemek istemedim.belki yasaktır diye,çünkü ben ilk kez bi etkinliğe katılıyorum.adetlerini,kurallarıunı pek bilmiyorum.kevgir dergisinin bu sayısında görebilirsiniz kendisini.
Şimdi daha huzurla dolu içim,daha bi kendime geldim,esra öğretmenin bir yerlerden bizi gördüğünü biliyorum ve sevildiğini gördükçe,ardından okunan duaları duydukça mutlulukla,huzurla uyuyacağını biliyorum.bunda birazcık payım olduysa ne mutlu bana.
HUZUR İÇİNDE YAT ESRA ÖĞRETMEN,MEKANIN CENNET OLSUN...























